TÜRK SİYASETİNİN DUAYENİ OSMAN BÖLÜKBAŞI’DAN HATIRALAR
BİRİNCİ BÖLÜM
Aziz milletimiz her olayda kendisine gülümseyecek bir sebep bulmakta pek mahirdir. Siyasilerimize de çoğu zaman kızarız. Kızmakla beraber onları dalgaya almak, hicvetmek de toplumumuzun özelliklerindendir. Geçmişten günümüze seçenler ve seçilenler kendilerine gülecek bir malzeme hep buldular. Her olayda gülebilecek bir şey bulabilmek, olaylara esprili yaklaşmak güzel de, keşke dertlere çare de olabilse.
Milletimiz haklı gördüğünü meydanlarda alkışlasa da iş oy vermeye geldiğinde değişik tutumlar sergiler bazen. Aziz milletimizin bu tutumunu kendi yaşamında en çok görenlerden birisi de rahmetli Osman BÖLÜKBAŞI.
“Türkiye’mizin ender yetiştirdiği değerlerden usta hatip ve nüktedan bir kişiliğe sahip ,anında cevabı muhatabına vermekte pek mahir .Büyük halk kitlelerine hitap ettiğinde onları oldukça etkileyen Bölükbaşının mitingleri çok coşkulu geçer .Ama nedendir bilinmez, bu da araştırma konusu olmuş ve olmalıdır da.Millet Partisinin ilk kurucularından olan bu değerli insan maalesef hitap ettiği ,coşturduğu kalabalıklardan oy konusunda vefa görememiş.Milletin bağrından çıkan bu vatan evladı da tıpkı her şeyde kendine bir mizah unsuru bulan halkı gibi, halka sitemle karışık şöyle seslenmiş zaman zaman:
“Bizim tanesi çıkmayan harmanımız boldur. Sapı uzun, tanesi kıt Türk milleti! Meydanlarda veriminiz bol. Benden alkışlarınızı esirgemezsiniz. Ama sandık başına gidince başkasına oy verirsiniz. Bizim kümeste tavuk çok ama hep başkalarının folluğuna yumurtluyorlar. Meydanlarda “Rahman”diye alkışlarsınız. Sandık başına gidince şeytana sarılırsınız.
Halk;
-Doğru söylüyorsun, deyince bu sefer de şöyle söyler:
-Ben doğruyum ama ne çare. Ah, sizi doğru yola getirebileydim. Harmanı bol, tanesi az milletim benim.”
1913 yılında Hacıbektaş'ta doğan Osman Bölükbaşı, Fransa'da Nancy Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü'nde öğrenim gördü. Üniversiteden iyi derece ile mezun olan Bölükbaşı’na okul yönetiminin mezuniyet töreninde ne istediğini sorduğu, Bölükbaşı’nın da, “Bir hafta boyunca Türk Bayrağının okulda asılı kalmasını” istediği ve bunun üzerine okula Türk Bayrağı asıldığı anlatılmaktadır. O dönemde okulu başarıyla bitiren Bölükbaşı’nın takdirnamesi İsmet Paşa’ya kadar gitmiştir.
Daha sonra Türkiye'ye dönen Bölükbaşı, önce Kandilli Rasathanesi'nde asistan, sonra Haydarpaşa Lisesi'nde öğretmen olarak görev yaptı.
“BU DEVİRDE AKŞAM NİKÂHLARI ÜZERİNE YEMİN EDEREK, SÖZ VERİP SABAHLARI DA SÖZLERİNDEN RAHATÇA DÖNEBİLECEK İNSANLAR ÇOKTUR. SİYASETİ DE BÖYLELERİ ELE GEÇİRİR.”
Yukarıdaki sözler Hacı Ahmet Bölükbaşı’ya, yani Osman Bölükbaşının babasına aittir. Çünkü babası oğlunun siyasete girmesini belirttiği sebepten istememektedir.
1946- 1973 yılları arasında siyaset yapan Bölükbaşı’nın ilk siyasi görevi DP’de müfettişliktir. Daha sonra MP, CMP, CKMP’ sinde görev yapar. Kurulan bu partiler devrinin üçüncü büyük partisidir ve Bölükbaşı bu partilerin kurucularındandır ve hep başkandır.
1946 yılında, doğup büyüdüğü Kırşehir'de bir mitingde konuşMAKTADIR. Onu dinleyen coşkulu kalabalık arasında babası Hacı Ahmet Ağa da vardır. Kürsüdeki Bölükbaşı, öylesine değişik bir üslûp kullanıyor, o güne kadar hiç söylenmemiş öyle sözler sarf etmektedir ki; bir köylü, aşka gelip;
“-Hey... Seni doğuran ana cennete gitsin!" diye bağırır.
Hacı Ahmet Ağa, bu sözleri söyleyen köylünün yanıbaşındadır. Dayanamaz;
“Keramet yalnız anasında mı, babasının hiç mi hissesi yok?” diye seslenir. Kuşkusuz ki oğlunun siyasete girmesini istemeyen babası ,onun halkın sevgisine mazhar olduğunu gördüğünde bu sözleri söylemiştir. Siyasette uğradığı ihanetler karşısında ne söylemiştir acaba?
“Yıl 1946, İsmet Paşa pırpırlı küçük bir uçakla seçim gezilerinden birine gitmektedir. Yanına meşhur hatip Osman Bölükbaşı'yı da almıştır. Amacı, ezeli muhalifi Bölükbaşı'yı biraz yumuşatmaktır. Uçakta, o zamanlar henüz 7 yaşında olan torun İnönü de vardır. Uçak Malatya semalarında alçaktan uçmaktadır. Uçaktan aşağıya bakıldığında tarlada çalışan vatandaşlar gözükmektedir. Torun İnönü gördükleri karşısında, dedesine dönerek:
-Bunlar kim, ne yapıyorlar orada? İnönü de cevap verir:
-Onlar köylü, ekin ekerler, ekinler büyür, sonra hasat ederler ve onları bize satarlar. Biz de onlara bunun karşılığında para veririz, onlar da parayı alınca çok sevinirler.
Küçük İnönü bunu duyunca dedesinden para ister.
İnönü,
-Oğlum, bende bozuk yok, Osman Amcandan iste!
Bunun üzerine küçük İnönü, Bölükbaşı'ya yönelir:
- Osman Amca! Bana bozuk para verir misin?
Osman Bölükbaşı:
-Ne yapacaksın parayı?
-Aşağıdaki köylülere atacağım, sevinsinler diye ,deyince Bölükbaşı sesini İnönü’nün duyacağı kadar yükselterek:
- Aşağıdaki köylüleri sevindireceğine, dedeni uçaktan atalım da, bütün millet sevinsin!”
DEVAM EDECEK
SERAP UYSAL
BİRİNCİ BÖLÜM
Aziz milletimiz her olayda kendisine gülümseyecek bir sebep bulmakta pek mahirdir. Siyasilerimize de çoğu zaman kızarız. Kızmakla beraber onları dalgaya almak, hicvetmek de toplumumuzun özelliklerindendir. Geçmişten günümüze seçenler ve seçilenler kendilerine gülecek bir malzeme hep buldular. Her olayda gülebilecek bir şey bulabilmek, olaylara esprili yaklaşmak güzel de, keşke dertlere çare de olabilse.
Milletimiz haklı gördüğünü meydanlarda alkışlasa da iş oy vermeye geldiğinde değişik tutumlar sergiler bazen. Aziz milletimizin bu tutumunu kendi yaşamında en çok görenlerden birisi de rahmetli Osman BÖLÜKBAŞI.
“Türkiye’mizin ender yetiştirdiği değerlerden usta hatip ve nüktedan bir kişiliğe sahip ,anında cevabı muhatabına vermekte pek mahir .Büyük halk kitlelerine hitap ettiğinde onları oldukça etkileyen Bölükbaşının mitingleri çok coşkulu geçer .Ama nedendir bilinmez, bu da araştırma konusu olmuş ve olmalıdır da.Millet Partisinin ilk kurucularından olan bu değerli insan maalesef hitap ettiği ,coşturduğu kalabalıklardan oy konusunda vefa görememiş.Milletin bağrından çıkan bu vatan evladı da tıpkı her şeyde kendine bir mizah unsuru bulan halkı gibi, halka sitemle karışık şöyle seslenmiş zaman zaman:
“Bizim tanesi çıkmayan harmanımız boldur. Sapı uzun, tanesi kıt Türk milleti! Meydanlarda veriminiz bol. Benden alkışlarınızı esirgemezsiniz. Ama sandık başına gidince başkasına oy verirsiniz. Bizim kümeste tavuk çok ama hep başkalarının folluğuna yumurtluyorlar. Meydanlarda “Rahman”diye alkışlarsınız. Sandık başına gidince şeytana sarılırsınız.
Halk;
-Doğru söylüyorsun, deyince bu sefer de şöyle söyler:
-Ben doğruyum ama ne çare. Ah, sizi doğru yola getirebileydim. Harmanı bol, tanesi az milletim benim.”
1913 yılında Hacıbektaş'ta doğan Osman Bölükbaşı, Fransa'da Nancy Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü'nde öğrenim gördü. Üniversiteden iyi derece ile mezun olan Bölükbaşı’na okul yönetiminin mezuniyet töreninde ne istediğini sorduğu, Bölükbaşı’nın da, “Bir hafta boyunca Türk Bayrağının okulda asılı kalmasını” istediği ve bunun üzerine okula Türk Bayrağı asıldığı anlatılmaktadır. O dönemde okulu başarıyla bitiren Bölükbaşı’nın takdirnamesi İsmet Paşa’ya kadar gitmiştir.
Daha sonra Türkiye'ye dönen Bölükbaşı, önce Kandilli Rasathanesi'nde asistan, sonra Haydarpaşa Lisesi'nde öğretmen olarak görev yaptı.
“BU DEVİRDE AKŞAM NİKÂHLARI ÜZERİNE YEMİN EDEREK, SÖZ VERİP SABAHLARI DA SÖZLERİNDEN RAHATÇA DÖNEBİLECEK İNSANLAR ÇOKTUR. SİYASETİ DE BÖYLELERİ ELE GEÇİRİR.”
Yukarıdaki sözler Hacı Ahmet Bölükbaşı’ya, yani Osman Bölükbaşının babasına aittir. Çünkü babası oğlunun siyasete girmesini belirttiği sebepten istememektedir.
1946- 1973 yılları arasında siyaset yapan Bölükbaşı’nın ilk siyasi görevi DP’de müfettişliktir. Daha sonra MP, CMP, CKMP’ sinde görev yapar. Kurulan bu partiler devrinin üçüncü büyük partisidir ve Bölükbaşı bu partilerin kurucularındandır ve hep başkandır.
1946 yılında, doğup büyüdüğü Kırşehir'de bir mitingde konuşMAKTADIR. Onu dinleyen coşkulu kalabalık arasında babası Hacı Ahmet Ağa da vardır. Kürsüdeki Bölükbaşı, öylesine değişik bir üslûp kullanıyor, o güne kadar hiç söylenmemiş öyle sözler sarf etmektedir ki; bir köylü, aşka gelip;
“-Hey... Seni doğuran ana cennete gitsin!" diye bağırır.
Hacı Ahmet Ağa, bu sözleri söyleyen köylünün yanıbaşındadır. Dayanamaz;
“Keramet yalnız anasında mı, babasının hiç mi hissesi yok?” diye seslenir. Kuşkusuz ki oğlunun siyasete girmesini istemeyen babası ,onun halkın sevgisine mazhar olduğunu gördüğünde bu sözleri söylemiştir. Siyasette uğradığı ihanetler karşısında ne söylemiştir acaba?
“Yıl 1946, İsmet Paşa pırpırlı küçük bir uçakla seçim gezilerinden birine gitmektedir. Yanına meşhur hatip Osman Bölükbaşı'yı da almıştır. Amacı, ezeli muhalifi Bölükbaşı'yı biraz yumuşatmaktır. Uçakta, o zamanlar henüz 7 yaşında olan torun İnönü de vardır. Uçak Malatya semalarında alçaktan uçmaktadır. Uçaktan aşağıya bakıldığında tarlada çalışan vatandaşlar gözükmektedir. Torun İnönü gördükleri karşısında, dedesine dönerek:
-Bunlar kim, ne yapıyorlar orada? İnönü de cevap verir:
-Onlar köylü, ekin ekerler, ekinler büyür, sonra hasat ederler ve onları bize satarlar. Biz de onlara bunun karşılığında para veririz, onlar da parayı alınca çok sevinirler.
Küçük İnönü bunu duyunca dedesinden para ister.
İnönü,
-Oğlum, bende bozuk yok, Osman Amcandan iste!
Bunun üzerine küçük İnönü, Bölükbaşı'ya yönelir:
- Osman Amca! Bana bozuk para verir misin?
Osman Bölükbaşı:
-Ne yapacaksın parayı?
-Aşağıdaki köylülere atacağım, sevinsinler diye ,deyince Bölükbaşı sesini İnönü’nün duyacağı kadar yükselterek:
- Aşağıdaki köylüleri sevindireceğine, dedeni uçaktan atalım da, bütün millet sevinsin!”
DEVAM EDECEK
SERAP UYSAL
Yorumlar
Yorum Gönder