KİTABIN ORTASINDAN

KİTABIN ORTASINDAN


Kabul etmek gerekir ki Türkiye ve Türk milleti olarak bugün yeterli bilim ve teknoloji üretemiyoruz,
Eğitimimiz; düşünen, bilgiden bilgi üreten, deney ve gözleme dayanan, çalışmayı esas alan, üreten, tarihî, milli ve manevi değerlerimizi şahsiyeti haline getiren yüksek şahsiyetler yetiştiremediğimiz yine bir gerçeğimiz.
Eğitimin çöktüğünü Sayın cumhurbaşkanımız bizzat kendisi zaman zaman ifade etmiştir.
Zaten bir sanayileşme diye bir çalışmamız olmamış mevcut fabrikalar da büyük ölçüde maalesef satılmıştır.
Tarım ve hayvancılık ise büyük ölçüde bitmiştir.

Demokrasimiz kabul etmek gerekir ki üçüncü dünya ülkeleri demokrasisi, Afrika ülkeleri demokrasisi seviyesine düşme durumundadır.

Sadece liderlerin seçtiği milletvekili adayları ve başkan adayları önümüze konmakta, 30 yıl önceki darbe döneminden kalma %10 barajı hala devam etmekte, seçim yardımı sadece belli partilere yapılmaktadır.
iktidari elinde bulunduran güç devletin gizli açık bütün imkanlarini kullanarak, her türlü baskıyı yaparak iktidar olmanın yollarını aramaktadır.
Bir defa iktidarı ele geçireni bir daha makamdan aşağı indirmek mümkün olmamaktadır.
Çünkü devletin gizli açık bütün imkanlarını kullanarak devleti bir parti devleti haline getirmekte;
medyayı ele geçirmekte,her türlü imkanları kullanarak iktidarı bir türlü bırakmamaktadır.
Seçimler ve oy kullanmak sadece halkın bir demokrasi süsü haline getirilmesinden başka bir anlam taşımamaktadır.

Ülkemizin bir hukuku adalet devleti olmadığı da çok açık ortadadır.
Dün Ergenekonculuk adı altında yıllarca hapislerde çürüyenler bir de bakmışız birden bire tamamı bırakılmıştır.
Şimdi de FETÖ terör örgütü adı altında muazzam bir korku salınmakta muhalif olan kimse acaba bana da fetoculuk yaftası vurularak başıma bir iş gelir mi diye düşünmektedir.

Partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurları olmasına rağmen ve hepsi ülkeyi daha iyi geliştirmek üzere bir hizmet yarışı içerisinde olması gerekirken birbirini karalama ve milleti ayrıştırma ve bölmenin bir vasıtası haline gelmektedir.

Kabul etmemiz gerekir ki şehirlerimiz önceden gecekondu halindeydi.
Şimdi gecekondular kalktı ama beton yığınlarından oluşan modern gecekondular haline geldi.

Ülkede sosyal hayat büyük bir deprem geçiyor.
Gençler evlenmiyor, evlenen gençlerin büyük bir kısmı kısa zamanda boşanıyor.

Hamasetimiz bol ama İsrail Golan tepelerinden Suriye’ye Kuzey Irak’a doğru tırmanıyor, geliyor.
Doğu Türkistan da feryat var.
İslam dünyası baştan başa perişan olmuş.
Aldıran yok.
Her şey bir yana ülkemizden sadece 37 km. uzakta bulunan ata babamız Süleyman Şah Türbesi’ni hala yerine iade edememişiz.

Üretmeyen bir ülke.
Aldığı dış borcu betona yığmış bir millet.
Rant ekonomisine dayanan bir ekonomik düzen.
600 milyar doları bulan dış borç...
Bunlar ülkenin varlık ve bekasını gerçekten tehlikeye düşüren hususlar.

İşin ilginç tarafı senden oy isteyen muhalefettekiler de daha önce ülkeyi yönetmiş gerçekten de hiçbiri mevcut iktidardan daha iyi de yapabilmiş değildir.
Mevcut iktidarın da durumu bundan ibarettir.

Ve işin bundan ilginç yanı gerçekten emanetin ehli olan kadrolar ve bunların temsilcisi Millet Partisi seçime bile girememiştir.

Sebebi nedir şüphesiz başta bu çarpık demokrasi, hukuk sistemi, ahlak sistemi.
Ama millet ve aydınlar olarak bizim de suçumuz yok değil.

Değerli dostlar fazlası eksiği var mı bilmem ama durum bundan ibarettir.

Ve bu durum böyle devam edemez etmemelidir.

Selam ve muhabbetle...

Mehmet Mutluoğlu

Yorumlar