İSTENEN ÇOK PARTİLİ YÖNETİM Mİ, İKİ BUÇUK PARTİ Mİ?! TEK PARTİ Mİ?

İSTENEN ÇOK PARTİLİ YÖNETİM Mİ, İKİ BUÇUK PARTİ Mİ?! TEK PARTİ Mİ?
Diktatörlükle yönetilen ülkelerde çoğunlukla tek parti veya etrafında fason partiler olur ve seçimlerde hiçbir zaman kazanma oranları değişmez. Kazananlar hep aynı partiler ve liderler olur. Ne iktidar partisinin nede fason partilerin oy oranları değişmez.
Sözüm ona Başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerin başında gelen ABD’de ise iki parti vardır ve çekişmeler hep iki partinin seçimlerde çekişmesi ile olur. Değer partiler kendilerine yakın olan siyasi partilerin içinde kendilerini temsil ederler.
Çoğulcu demokrasinin hâkim olduğu ülkelerde ve yönetimlerde toplumun bütün katmanlarının öyle veya böyle devlet yönetiminde temsil imkânı bulur. Çoğulcu demokrasilerde yani çok partili devlet yönetimlerinde hiç kimse, hiçbir siyasi parti dışlanmaz, hain ilan edilmez veya kapatılmaya zorlanmadan, temsil hakkına sahip olur.



KULAK VERMEK…
Eğer bir ülkede sütün zorluklara rağmen, bütün mağduriyetlere, engellemelere rağmen varlığını sürdürmeye ve milletine ulaşmaya, onu uyarmaya çalışan partiler varsa o ülkede iyi gitmeyen, yanlış gider bir şeyler vardır. Ülkenin gidişinden endişe eden ve engel olmaya çalışan sigorta vazifesi gören partilerin endişe ettikleri şeylerin ciddiyeti oturulup konuşulacak ve tedbir alacak mahiyettedir. Tıpkı bu gün olduğu gibi…
Beynelmilel güçler bizim gibi gelişmekte olan,-geri kalmış demeye dilim varmıyor.- iktidar partilerinin devrin sözüm ona süper güçlerinden izin alıp, parti kuran ve onların himayesinde iktidar olan ülkelerde istedikleri zaman ve istedikleri kadar sözlerini geçirebilmek için en fazla iki en çokta iki buçuk partinin olmasını isterler. Kontrolsüz partilerin varlığına, halkın istediklerinden farlı şeyler söyleyen partilerin varlığına tahammül etmez, edemezler.



BAŞARDILAR MI?!
Uzunca seneler bunun gerçekleşmesi için Türkiye’nin siyasetini değişik insanlarla kontrol etmeye, istihbarat örgütleri ile düzenlemeye çalıştılar ve büyük oranda bunu başardılar da! Ülkenin kadim kültür mirasını temsil eden siyasi partileri yaptıkları çalışmalar ile ya en zayıf haline getirdiler veya yönetimlerini bir şekilde kontrol ederek hedefinden saptırdılar ve birilerinin hizmetine sundular. Bu yetmemiş olmalı ki son zamanlarda güya ittifaklarla iktidar ve muhalefeti iki partiye düşünmeye çalışıyorlar.
Bu gün 1980 öncesinin siyasi partilerinden hangisinin misyonu devem ediyor?! Bu partilerden hangisinin misyonu meclise girmiş, mecliste temsil edilen her hangi bir partinin bünyesinde var veya varlığını devam ettiriyor. Davasından asla taviz vermeyen partiler var mı varsa nerde temsil ediliyor veya kuruluş günleri ile bu günleri arasında güç farkı ne?
Yaşı ellinin üzerinde olanlar ellerini başlarının arasına alsınlar ve düşünsünler 1970 yıllarının dava adamlarından kaç tane kaldı veya o günün gençliği ile bu günün gençliği arasındaki fark ne? Evet, o günlerde terör vardı bu gün yok mu?



SİYASETTE AHLAKİ KALİTE…
1980 öncesindeki ve 2000’li yıllara gelinceye kadar siyasetteki hitap ve seviye ile bu günün karşılıklı hitap seviyesi arasındaki fark ne? O günlerde hangi siyasi parti karşı partinin başkanına tazminat davası açardı?! Karşılıklı bir tek hakaret duyan dinleyen var mı? O günün siyasi tavır seviyesi ile bu günün siyaset adamlarının tavır ve seviyesi nasıl?
Dünkü siyaset adamlarının karşılıklı seviyesi hiç ama hiç bu günkü siyasetin seviyesine düşmemişti ve devlet bu kadar başıboş, sahipsiz kalmadığı gibi millet de bu kadar örselenmemişti.
Ülkemizde davası olan ama oyu az olan, halka ulaşması engellenen siyasi partilerin yok farz edilmesi ve kapatılması için çareler aranması, halkın bu taleplerinin temsilinin engellenmesi ülkenin değil ancak ülkede kontrol edilebilecek iki veya iki buçuk parti olmasını isteyen emperyalist, sömürgeci devletlerin işine yarar. Siyaset mahalle kavgasında insanların bir birine bağırıp haklı çıkmaya çalıştığı gibi karşılıklı hakaretlerle oy kazanmaya çalışır.



DEVLET ADAMLARI…
Ülkede devlet adamlarının seviyeli ve ülkenin meselelerine vakıf, hayal dünyasında yaşamayan, ülkenin üzerinde hesabı olanları bilen ve onlara göre tedbirler alan, ülkenin ve milletin varlığının bekası için kırmızıçizgileri olan bir siyaset yapmaları gerekir.
Devletin idaresine talip siyaset adamlarının hukuku üstün tutarak, kendi işine geldiği gibi eğip bükmeden milletin bütün katmanlarına hakkını vererek siyaset yapmaları gerekir. Bunun içinde milli, yerli ve milletini seven, kendini her kişi, kurum ve varlığın üstünde görmeyen; kendini milletin ve devletin varlığına adamış devlet adamlarının olması gerekir.
Devlet adamı, devlet idaresine talip devlet adamları her ne şart altında olursa olsun ağzından çıkan her sözün ve hareketin inkârı mümkün olmaz bir halde kendini ve devleti bağlayacağını bilmesi ve siyaseti kürsülerden değil ülkeler arası kulislerden, kurumlardan yapması gerekir.
Devlet adamları muhataplarını yok etmek ve ortadan kaldırmak ve türlü ayak oyunları ile çizgi dışına çıkarmak yerine milletten gelen sese kulak vermelidir. Milletten gelen her sesin devlet yönetiminde temsil edilmesi gerekir. Tabi olarak bizim meclisimizde temsil edilmiş veya edilmemiş çokta fark etmez çünkü meclis devlet yönetimindeki etkinliğini ve denetim yetkisini kaybetmiştir.


Mustafa Göktekin

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşyerinde Böcek Arama Hizmeti Nasıl Yapılır?

Kaliteli Toptan Market ve Mağaza Çanta Ürünleri

İstanbul Tekne Düğünü Firması